19 Ağustos 2015 Çarşamba

Bir Başka Cennet Marmaris












SERHAT KESTEL


Bu benzetme salt Marmaris'e özgü değil kuşkusuz. Çünkü Anadolu'muzda daha nice yöreler var ki hepsi bir başka cennet. Ben Marmaris'e gittim. Gördüm... Geldim. Ama Marmaris ile birlikte döndüm ya da hala oradayım.
Yeşil ile mavinin çılgınca seviştiği bir yer Marmaris. Kimi dağların tepelerine tırmanan geniş yapraklı çınarların, kimi koylara kadar inen ve dünyada çok az rastlanan 'günlük' (kozmetik ve ilaç sanayiinde kullanılan 'sığla' yağının elde edildiği Liguidamber Orientalis) ağaçlarının, kocaman okaliptüslerin ve yaz kış yeşilini koruyan çam ormanlarının oylara kadar inerek kuşattığı en güzel mavi. Nerdeyse kumlarının bile tek tek görüldüğü pırıl pırıl deniz burada, uzaklardaki koyu mavisinden sıyrıla sıyrıla kıyılara yaklaşırken, özellikle koylarda ormanların yeşiliyle kucaklaşarak zümrütleşiyor. Kıyıda ise bir kuşak gibi toprağın rengine bürünüyor. Gözler bu doyumsuz kucaklaşmadan ayrılmak istemiyor.
Buraya insan elinin değerbilirlik ve sevecenlikle uzanması, Marmaris'i her yönüyle bir turizm cenneti yapmayı başarmış. Özellikle Orman İşletmeleri'nin ve İçmeler Belediye Başkanı Zeki Eren'in özverili çalışmaları ile.
Marmaris, uzun kıyı şeridi, doğal liman, birçok koy, modern yat limanları, 'Mavi Tur' olanakları, körfezin her türlü su sporlarına açık olması, 5 yıldızlı otellerden en alçak gönüllü pansiyonlarına değin her kesimden turistlerin gönüllerince tatil yapabileceği cennet bir ilçe.
Rahat kara ulaşımı yanı sıra Dalaman Hava alanı ve Rodos feribotları ile kolayca dış dünyaya açılma olanağı bulan Marmaris Datça yolu üzerinde Fethiye iline yakın olarak da güney batı kıyısında, Muğla iline bağlı önemli bir yer.
Marmaris, birçok antik yöreleriyle tarih açısından da ilginç, ilk çağlara dek uzanıyor. Müzesindeki Koleksiyonlarda, eski adıyla: Physkos. Unlü tarihçi Heredot: "Marmarisios” diye adlandırarak burada mutlu yaşayan insanlardan söz eder. (Bugün de aynen böyle). Ege ile Akdeniz arasında geçit noktasında bulunmasıyla da tarih boyunca ilgi çekmiş. M.Ö. 333'te Makedonya kralı Büyük İskender'in kuşatmasından sonra M.Ö. 2. yy'da Roma Imp. sonra Bizans Imp. egemen olmuş. 1261 'de Türk Menteşe Beyliği eline geçmiş. 17. yy'da ünlü gezgin Evliya Çelebi, Kanuni Sultan Süleyman'ın Rodos seferi sırasında büyük çapta onarımlar yaptırdığından söz eder ve Marmaris adının oluşumunu da şöyle anlatır: Kanuni, Marmaris kalesinin büyütülmesini istemiş. Ancak dönüşünde kaleyi yine küçük bularak öfkeyle, " Mimarias” emrini vermiş. Bu emir söylene söylene Kale'nin adı derken ilçenin adı olmuş.
1798'de Amiral Nelson, Napolyon'u izlerken buraya yerleşiyor, o da onarımlar yaptırıyor. 1916'da ise Fransız donanmasının Marmaris i bombalamasını hala anımsıyanlar var.
Marmaris kalesi 1979,1980, 1990'da restore edilerek müze oluşturulmuş ve 1991, 18 Mayısında ziyarete açılmıştır.
Marmaris’in ünlü yerlerinden birkaçını sayalım:
1) SEDİR- Kleopatra adası: Mark Antonius İle Kleopatra'nın denize girdikleri yerdeki kumu, Antonius kuzey Afrika'dan gemilerle getirtmiş. Bu özellikteki kum yalnızca Mısır'da bulunuyor. Sedir'de de Roma ve Hellenistik dönemden kalıntılar var. (Kumun özelliği: toplu iğne başı gibi iri taneli oluşu. Kibrit çakıldığında yandığı da söyleniyor.)
2) AMAZON: çam ormanları arasından yukarıya doğru uzunca bir yolun sonunda, yüksekten koya bir bakış...
3) GOKOVA: Gök ve denizin paylaşamadığı güzellikte bir yer.
4) Doğa ve tarihsel zenginlikleriyle çok güzel yerlerden biri: ORHANİYE ve buradaki ünlü 'Kız kumu'... (Efsaneye göre köyde Tanrıça gibi güzel bir kız varmış. Bir gezinti sırasında düşman askerleriyle karşılaşır, deniz kıyısına dek kaçar, sonunda kendisini korumak için eteğine çakıl ve kum doldurup denize girer ve döke döke üzerinde yürür. Ama kum denizin ortasında bitiverir ve askerler burada kızı yakalayıp öldürür.) Bu kum, uzaklardan da dar bir yol olarak görülebilmekte ve hala üzerinde yürünebilmektedir.
5) 1789'da yapılan, büyük kubbesiyle dikkati çeken İBRAHİM AĞA CAMİİ...
6) Turistik eşyaların genellikle satıldığı KERVANSARAY (1545).
Hangi birini saysam ki hepsi bir büyük kitabı oluşturur. Bu kitabı okuyan da oralara gitmek için can atar.
Bence Marmaris'te çok güzel bir yer daha var: Öğretmen Evi... Daha önce gördüklerimden ayrıcalıklı. Burada, Öğretmen Evleri kurucusu önceki Milli Eğitim Bakanlığı'ndan Sayın Hasan Sağlam ile tanışma fırsatı da oldu. İlk kez, Öğr. Evi müdürünün bayan oluşu Sayın Sağlam'ın dikkatini çekmiş. Züleyha Aldoğan. Ciddi, özverili ve sempatik davranışlarıyla yetenekli bir yönetici. Belki de diyorum bu Öğretmen Evi iç ve dış her türlü bakımı ile haklı olarak beğeni topluyor. Züleyha Hanımın tüm çevresi de son derece titiz, saygılı, bilgili... Bu ve benzeri kültür ortamlarını yok etmeye çalışanlara lanet, var edenlere de sonsuz teşekkürler.
Öğretmen Evi bir simge. Öğretmenin asıl ve değişmez yeri, halkçı ve ulusçu olan herkesin kalbidir. Onların kalkınmasında öğretmenin önemini ilk gören ve uygulayan ATATÜRK'ün izinde olmamak mümkün mü? Eğer bir 'dokunulmazlık' söz konusuysa bu öncelikle öğretmenin hakkı olmalıdır. Ve bu hak milletvekillerinden önce, ulusun temel yapısını oluşturan, geleceğini ışıklandıran öğretmene verilmelidir.
Çok kimse Marmaris'i görmek, oradaki güzellikleri yaşamak isteyecektir. Ama ya bir kez görmüş olanların ilk fırsatta yine onunla kucaklaşmak istekleri... Bir dinmez özlem.
İlk günkü bir şaşkınlığımı da unutamam: Eşimle kısa bir gezintiye çıkmıştık. Ne kadar çok yabancı vardı ve tüm yazılar yabancı dilde. "Biz, dedim, burada nasıl iletişim kuracağız? " (Ben yazar olarak da davetliydim.)
Oysa o gün ve hele sonraları, bir kaynaktan fışkırır gibi dostlar çoğalıverdi: Dilek-Tunç, Ümit abiler, Lina, Züleyha, Feray, Ö. Hetman. Çağdaş Yaşamı Destekleme, Atatürkçü Düşünce, Doğa Dostları dernekleri kurucu ve üyeleri, TV 48'den Oya, Betül, Canan.. ve içtenlikli, dürüst tüm Marmaris'liler... Unutulmaz sıcak dostluklar ki onca kısa zamanda. Ah MARMARİS, bunları da sende yaşadım.
Özlemle selam sana.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder