30 Ağustos 2015 Pazar

Kurşunkalem



Bir mektup

Sevgili Dostum,
Size bu mektubu kurşunkalem ile yazıyorum. Yadırgayacaksınız. Ama şu an onu özel bir sevgiyle elime aldım. Hemen yanımda da dikdörtgen bir silgi, onun ilgisi. Bazılarının minik bir fes gibi tepesinde taşıdığı.
Kurşunkalemi her zaman çok sevmişimdir. Sanki bunu şu an anlıyor gibiyim. Oysa o benim kendimi bildim bileli arkadaşım. O değil, onlar; Kurşunkalem ve silgi. Birbirlerini tamamlayan iki sonsuz dost, birbirlerine koşulsuz bağlı iki sevgili... Kurşunkalem bir yanlış mı yaptı, silgi yetişir imdadına, yumuşacık dokunuşlarıyla yok ediverir o yanlışlığı. Kurşunkalem bilir ki silgi bunu özveriyle yapar, hiç kızmaz. Üstelik yardımı, alçak gönüllülüğü erdem sayar. Kurşunkalem bunun için yanlış yapmaktan hiç korkmaz. Dostuna güvenli ve rahattır.
 Kurşunkalem silgisiz olamaz, ama silgi hiç bir zaman bunu onun başına kakmaz ve ona yüksekten bakmaz. Bilir ki kendisi de kurşunkalem ile birlikte bir değerdir. Böylece birbirlerine çözülmez gereksinmeyle bağlıdırlar. Ne uyumlu iki dost, kimsenin ayıramayacağı.
 “Tükenmez” kalem mi? Yapayalnızdır o. Bir silgisi varsa da serttir. Kurşunkaleminki gibi incitmesiz, sevecenlikle yardımcı olmaz. Yanlışı silerken yorulur ve kızar. Tükenmez kalem pistir de hani, boyasını sıvaştırıverir güzelim kağıtlara, onu tutan ellere bile bulaştırır. Üstelik tepeden bakar kurşunkaleme. Ne o? ... Sabitmiş... Kurşunkalem değil sanki o su içinde bile bozulmaz.
Kurşunkalem sürekli yazarken, ucu kalınlaşır, rahatsız eder bazı. Olsun. Onun bir de kalemtıraşı vardır: Ucunu içine sokup çeviriverdin mi ·? berberden çıkmış damat gibi oluverir. Kalemtıraş yoksa bu işi jilet yada bıçakla da görebiliriz ama kalemtıraşınki gibi pürüzsüz ve kolay olmaz.
Kurşunkalem çok uyumlu ve ekonomiktir. Ufacık kalana kadar iş görür. Ondan sonra isteksizce çöpe atılır. Tükenmez öyle mi? Pat der yarı yolda bırakıverir, adı tükenmez olsa da içi tükenmiştir işte. (Hani yaşam boyu tükenmeyen ne var ki özenmiş de bu adı almış!..) Belki kırtasiyeciye gidip yeni bir içlik taktırabilirsiniz. Ama boş verir gitmez ve ondan kurtulmayı yeğlercesine fırlatıp atarsınız çöpe. Tükenmez kaleme ilgiler yeni yeni biçimlerinedir, fiyakasınadır özellikle. Oysa kurşun kalem, doğanın can dostu ağaçtan değişmez yapısı içinde ne soylu bir düşünceyle bağlar sizi kendisine. Ve o bilir ki savaşlara - ölümlere eşlik eden "kurşun” adını, insanlara bir hizmet olarak yararlı yönüyle kabul etmiştir.
 Ne var ki öğrenciler bazen sapını ağızlarına götürür, dişlerler. Kurşunkalem kızmaz buna da. “Şu an dikkatle bir şey düşünüyordur." der hoş görür. Yalnız, sağlık açısından zararı vardır diye istemez.
“Kalem” sözcüğü Grekçe ‘den Arapçaya, Arapçadan Türkçeye geçmiş ve birçok yeni anlamlar taşıyarak yaşantımıza karışmış, adeta millileşmiştir. Örneğin: dolmakalem, kamış kalem, kalem parmaklı, kalem adası, kalem efendisi, taşçı kalemi, kontrol kalemi, kalem olmak, kalem sahibi, kaleminden kan damlar, kalemi güçlü, kalem işi, kalem kaşlı, kalem aşısı... gibi birçok! Ve tükenmez kalem de bu çeşitlemelerden biri değil mi?...
Kurşunkalem Atatürk'ün de hep yanında taşıdığı bir dosttu. Esat (Bülkat) Paşa'ya armağan edilen harita üzerindeki sunuyu onunla yazmıştır. (1)
Ve de sevgili dostu Madam Corin'e gönderdiği karttaki Fransızca yazısını...(2)
Kurşunkalem yıllar öncesinden sonsuza değin vardır, işte, salt bu anıyla bile.
Ah, bir de kendisi yazabilseydi anılarını... onca yaşantılarıyla, ne kadar ilginç olurdu!...
Kurşunkalemi seçememek mümkün mü sevgili dostum ve kalem meraklısı seni?...

(1-2) "Atatürk’ün Bütün Eserleri”, Cilt 1, 1903-1915, Kaynak yayınları s. 217-221.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder